seda's profileseda PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

seda

Sakladığın sır senin esirindir. Açığa vurursan sen onun esiri olursun.

seda

Location
Interests

Windows Media Player

Photo 1 of 23
April 28

sevgi

Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde,
Allah'tan nasıl korkmaz, insan O'nu sever de...
(necip fazıl)

Sevgi Neydi
Acaba Sevgi


Hatırlayanımız var mı, sevgi neydi?
İlk sevgi sözcüğünü, ilk kıpırdanışını yüreğinin hatırlayanımız var mı? İlk hüznümüzün adını sevgi koyabiliyor muyuz şimdi geriye dönüp baktığımızda? Derûnî coğrafyamızı kaplayan zifiri bulutların ve üzerimize örtülen maddeci felsefenin ağırlığına ne zaman başkaldırmıştı sevgilerimiz, hatırlayanınız var mı? Ne zaman sevgilerimiz paralarımızdan önce tartılırdı; ya ne zaman pazar eyledik sevgilerimizi, biliyor musunuz? En son ne zaman bir sevgiyi söyleşmiştik bir sevgiliyle? Her gün bir parçamızı daha tüketen teknoloji çağında sevgiye en son ne zaman yürekten bir merhaba demiştik, hatırlayanı­nız var mı? Hatırlıyor musunuz, sevgi neydi?

Üzüm henüz yaratılmamışken insanları sarhoş eden omuydu acep?!.. O muydu canından ve cihandan geçiren sahip-kıranları?. Bin yıllar ve binlerce yıllar boyunca pervaneyi ateşe düşüren, bülbülü sevdalandıran o muydu? Neydi sevgi?!..
Sevgi bir bakış, bir gülüş müydü bazan; bir akış bir koşuş muydu?. Sevgi gönül kumaşında bir nakış mıydı?!..
 
Hatırlayan var mı sevgi neydi? Leylaların, Şirinlerin, Aslıların nâzı mıydı o; yoksa Mecnunların, Ferhatların, Keremlerin niyazı mı? Hangisinde belirmişti ilk kıvılcımı sevginin? Neydi sevgi?!..
Açıkken gözbebeğimize yerleşen de, göz yumduğumuzda gönlümüze sızan da sevgi değil miydi bir vakitler? Bir dudağın kıpırdanışından yanağımıza akseden pembelikler, utanmalar sevgi değil miydi yoksa? En son ne zaman kızarmıştı yanağımız, hatırlayanınız var mı? Uykumuzu en son ne zaman terketmiştik sevgiyi düşünmek adına? En son sevgi şiirini hangi gecede okumuştuk?
 
Sahi, neydi sevgi? Bir çuhayı ipek görebilmek miydi; toprağı amber niyetine koklamak mı? Sureti sîrete, arazı cevhere, bedeni ruha köle eylemek miydi sevgi? Sevgi bir iyilik miydi, şefkatli bir cümlecik mi? Neydi sevgi, dış mıydı, yoksa iç mi; zahir miydi, yahut bâtın mı; kalıp mıydı, ya ki can mı? Var olmak mı, varlıktan geçmek mi? Dünyaya gülmeye mi gelmiştik; ağlamaya mı; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu? Sevgi neydi?!..
Unuttuk, aceb neydi sevgi? Bir yetimin başını okşarken di­mağımıza yerleşen tad mıydı o? Bir bebeğin süt kokulu tenindeki su çiçeği miydi? Sabah evden çıkarken özlemeye başladığımız bir ses miydi? Hatırlayanınız var mı, sevgi neydi?
Sevgi bir sigara dumanında, bir tren düdüğünde, bir dalganın en son hışırtısında ve bir turnanın kanadında mı kalmıştı? Sevgi Medine'de, Semerkand'da, sevgi Bağdat'ta, Endülüs'te, ta caddelerde, sokaklarda, evlerde, kapıların tokmaklarında çın­lar durur muydu eskiden? Ya neden şimdi Ayasofya'da pito-resk, Divanyolu'nda kaldırım taşı, Ankara'da ittifak, Yeşil Kubbe'de Mevlanâ, Erciyes'te kar, Fırat'ta bir içim su olup girmiyor dünyamıza?! Neden nefesimiz daralıyor hummalı inatlarımız, kallavi benliklerimiz yüzünden? Neden gönül yuvalarımıza kuzgunlar pikeleniyor da nesillerimiz sersefil ve derbeder? Sevginin koynunda büyüttüğümüz nazeninlere nazı enîn ile mi unutturdular, semenderlerimiz ateşte niçin yanmaktalar? Soralım ta içimize; neydi sevgi?
 
Sevgi neydi sahi? Bir mektubun ilk satırı mıydı; bir telefon­daki ilk ses mi? İnsanı mutlu eden o ilk satır mıydı defalarca okunan; yoksa ilk satır arayışları mı tekrar be tekrarlanan? Telefondaki bir ses insanın bir ömrünü doldursa mı sevgiydi gerçekten; yoksa yeni sesler duymaya hiç yetmeyecek ömürlerin arayışları mı?
Sevgi bir acıydı herhalde, bir kederdi; kâh hüzünle, kâh mutlulukla hatırlanan. Belki de sabırdı sevgi, affetmekti, gelecek günler adına. Sevgi sınanmaktı adl-i İlahîde ve sınavı geçmekti ercesine. Sevgi bir teybeydi, nasûh kisvesinde; bir dirilişti nefsi öldürerek. Sevgi bir iyi ad bırakmaktı fena yurdunda.
 
Ömür geçer de ad kalır...
Sevgi: İki hece.
Sevgi, sevmek kelimesinden türetilen bütün öteki kelimelerin en güzeli.
Derin uykulara dalmadan önce ilk soru:
Sevgilerinizi en son ne zaman hatırlamıştınız ve sevgiyi hak edenleri en son ne zaman?
Bir soru daha:
Sevgileriniz yalan mıydı yoksa?!. .
Ve son soru:
Çorak vadilere yönelmişse sevgilerimiz, çevremizi kandırmıyorsa sulara, içimizden akan Nil olsa ne?!..
İkinin ikincisi Sıddîk aşkına...
İskender Pala-Âyine
April 04

Bahar

Bahar, yalvarırım çek git işine!..

Salma üstüme çiçeklerini,
...aklımı çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...
Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem...
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek...
Yapma bunu bana bahar,
Böyle üstüme gelme...!
     
Resim

Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı...
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir...
Bir de sen çıldırtma beni...
Krizdeyim ben... tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni...
Bulutların üşüşmesin başıma...
Girme kanıma benim...
...yoldan çıkarma...!
     
Resim

Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
afrodizyakların en etkilisi,
Sevdanın suç ortağısın.
Kıyma bana...!
Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin.
Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin...
O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman...
Ne o delişmen sabahlar kalacak, ne günaha çağıran çapkın eteklerin
Resim
uçuştuğu günbatımları...
Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan...
Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında...
Yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz...
Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye...
Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da...
Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.
Resim     
 

İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar...
İş açma başıma...
Git işine!
Yoldan çıkarma beni!...
Resim
February 26

bahar ve ayrılık

Bahar ve ayrılık

Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir. Sebepsiz yere bazen... Önünü ardını hesaplamadan... Hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar...

Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz.

Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler... Açılır gidersiniz...

Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar...

Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız.

Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...

Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla...

O'nu büyütmekten korkarak...

 

 

 

Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın...

Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... Kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde... Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra...

Gel gör ki baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı vılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.

Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet...

100 günü aşkındır bu köşede Yeni Yüzyıl haftasonlarında birlikte olduk sizlerle...

Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar...

Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden...

Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.

Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi siz sayfaları çevirdikçe... "Ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için...

Sonra nisan geldi...   

Sokakta direnilmesi imkansız bir çimen kokusu... içinin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu...

Lakin bahara söz geçirmek ne mümkün...

Bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere...

...Coşkuları dizginleyebilene aşkolsun...

 

 

 

Bu yüzden izin istiyorum sizlerden... Bu köşe (kış köşesi) baharla buharlaşıyor.

Geriye bakınca hüzünleniyorum elbet...

Çünkü geride güzel bir doğuma ortak olmanın tatlı heyecanı var. Ve paylaşılmış köşelerde benzer duyarlılıklar... Ve sımsıcak dostluklar...

Ama önümsıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma... Yeni Yüzyıl'ın ilham verdiği baharlar çağırıyor.

Şimdi gitmek sadakattir, kalmaksa ihanet...

O yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var... Yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için...

Hep beraber...

can dündar

February 25

İşte böyle dostuz biz

Cok samimi iki dost ve arkadaslardi. Fakat bir tanesi cok kurnaz atilgan ve hareketli, digeri ise cok saf, durust ve sessizdi.Bir gun kurnaz olan arkadas, diger arkadasin yanina giderek islerinin bozuldugunu soyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hic kirmaz ve elindeki butun parayi arkadasina verir. Arkadasi bu parayla islerini duzeltir.
Bir sure sonra kurnaz olan yine arkadasinin yanina gider, ve arkadasinin evlenmek uzere oldugu nisanlisini cok begendigini, ve kendisine vermesini ister. Arkadasi cok sasirir, ne diyecegini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardir ki, arkadasina hayir diyemez, nisanlisini arkadasina verir. Zaman icinde Saf olanin isleri bozulur ve birden arkadasi aklina gelir "ben ona iyilik yapmistim" diyerek arkadasinin is yerine gider, ve kendisine calismasi icin is vermesini ister. Arkadasi ona is vermez. Bizimki pismanlik ve uzuntu icinde geri doner ama yinede arkadasina kizamaz.Bir gun sokakta dolasirken yanina hasta ve yasli bir adam yaklasir Fakir oldugu icin ilac alamadagini soyler. Bizimki yasli adamcagiza acir, istedigi ilaclari alir ve adamcagiza verir. Kisa bir sure sonra yasli adamin oldugunu duyar. Yasli adam cok zengindir ve butun mirasini kendisine birakmistir. Saf adam artik zengindir. Sevdigi dostuna olan birazcik kirginligiyla, dostunun is yerinin karsisinda bir ev alir, ve oraya yerlesir. Bir gun evinin kapisini
dilenci bir kadin calar. Yasli kadin cok acoldugunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hic dusunmeden kadini iceri alir karnini doyurur.Kimsesi olmadigini ogrendigi kadina : Kendisinin de yanliz oldugunu soyler, ve bu evde birlikte yasiyalim sen evin islerini ve yemekleri yaparsin der.
Yasli kadin hic dusunmeden kabul eder. Bir sure sonra yasli kadin bizimkine, kendine uygun bir
kiz bulup evlenmesini soyler, Bizimki boyle bir kizi nasil bulacagini, kendisinin tanidigi olmadigini soyler. Yasli kadin ona uygun bir kiz tanidigini ve kendisiyle gorusturebilecegini soyler. Gorusmeler sonucunda evlenmeye karar verilir, ve dugun davetiyeleri basilir. Bizimkisi kirgin
oldugu halde cok samimi dostunu yinede unutamamistir. Biraz da geldigi konumu gormesi acisindan samimi arkadasina da davetiye gonderir. Dugunn gunu gelir catar.. Saf adam dugun salonunda bir seyler soylemek istegiyle mikrafonu alir ve, baslar yasadiklarini anlatmaya; "Eskiden cok sevdigim bir dostum vardi .. Bir gun isleri bozulunca benden borc para istedi elimdeki butun parayi verdim. Evlenmek uzere oldugum nisanlimi cok begendigini soyleyerek benden istedi. Cok uzulerek onu da kendisine verdim .. Cunku biz gercek dosttuk onun uzulmesini istemedim.Islerim bozuldugunda onun fabrikasina gittim ve,calismak icin kendisinden is istedim. Bana is vermedi. Cok uzuldum, ama yinede arkadasima kizmiyorum..
Cunku biz gercek dosttuk". Bu konumsa uzerine kurnaz olan arkadasi daha fazla dayanamaz,
mikrafonu eline alir ve baslar konusmaya;
’’Benim de bir zamanlar cok sevdigim bir dostum vardi.
Islerim bozuldugunda kendisinden para istedim, butun parasini
bana verdi.
Sonra ondan nisanlisini istedim, uzulerek nisanlisini da verdi ..
Nisanlisini istememin nedeni o kadinin arkadasima layik olmamasiydi.(Hayat kadiniydi )
Kendisi cok saf oldugu icin arkadasimi o kadindan bu sekilde kurtardim. Isleri bozuldugunda gelip bendenis istedi, Arkadasimi kendi emrimde calistiramazdim, o yuzden is vermedim. Gunun birinde karsilastigi yasli adam benim BABAMDI... Babam olmek uzereydi, onu arkadasimin
yanina ben gonderdim ve, mirasini ona ben biraktirdim. Evine gelen dilenci kadin benim ANNEMDİ...
Ona bakip iyi yasamasini saglamak icin gonderdim. Suanda evlenmekte oldugu kisi de benim KIZKARDEŞİM... Onu arkadasimla evlenmesine ben ikna ettim. Degerli misafirler,
iİŞTE BİZ BÖYLE DOSTUZ....!

HZ. Mevlana dostlukla ilgili sözleri

Sohbet vardır, keskin bir kılıca benzer; bostanı, ekini kış gibi kesip biçer.
Sohbet vardır, ilkbahar gibidir. Her tarafı yapar, sayısız meyveler verir.
İhtiyat ve tedbir ona derler ki, "kötü zannı gideresin, kaçıp kötülüklerden kurtulasın."

htmlkodcenneti

Seni dostundan ayıran sözü dinleme. O sözde ziyan vardır, ziyan!


Kim benlikten kurtulursa bütün benlikler onun olur.
Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir.
Nakışsız bir ayna haline gelir, değer kazanır.
Çünkü bütün nakışları aksettirir.
htmlkodcenneti

İyilik, hoşluk zamanında hepsi dosttur, eştir.
Fakat dert ve gam zamanı Allah'tan başka kim sana dost?
glitter htmlkodcenneti

Dost nasıl dosttur?
Rey ve tedbir bakımından merdivene benzeyen, seni aklıyla her an irşat edip yücelten dost.

February 09

Kabirde konuşan genç

Takva sahibi olmak, hayatın her döneminde güzel. Ama fırsatlar çağı gençlikte bir başka güzel. Güce, kuvvete, güzelliğe rağmen günahlardan sakınanların mükafatı ebedi mutluluk. Hayatın baharı şeytana satılmazsa, sonsuz bahar bir adım ötede.

Hz. Ömer'in (R.A.) halifeliği döneminde ibadet ehli, son derece takva sahibi bir genç vardı. Hz. Ömer'in hayret ve takdirle izlediği bu gencin kalbi, Allah ve Rasulü'nün (A.S) sevgisiyle doluydu. Vakit namazlarında cemaati kaçırmaz, namazdan çıkar çıkmaz evine döner ve ihtiyar babasının hizmetini görürdü.

Bu gencin evine giden yolu bir kadının kapısının önünden geçiyordu. Kadın her defasında gencin yoluna çıkarak çirkin tekliflerde bulunuyor, fakat genç, Allah korkusundan ona iltifat etmiyordu.

Yine bir gün yatsı namazını kıldıktan sonra evine giderken, kadın tekrar karşısına çıktı. Bu sefer bütün maharetini kullanarak genci kandırmayı başardı. Fakat genç, kadının ardı sıra eve girerken birden bire Allahu Tealâ Hazretleri'ni hatırladı ve korkuyla dilinden şu ayet döküldü:

'Takvaya erenler (var ya); onlara şeytandan herhangi bir vesvese iliştiği zaman (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp, hemen gerçeği görürler.' (A'raf/201)

Hemen ardından da bayılarak düştü. Kadın hizmetçisini çağırdı. Genci tutarak evinin önüne getirip koydular. Sonra da kapıyı çalarak babasına haber verdiler. Babası dışarı çıkınca, oğlunu baygın bir vaziyette kapının önünde buldu. Komşulardan bir kaçı genci tutup eve taşıdılar. Uzun bir müddet baygın kalan genç kendine gelince, babası:

- Evladım neyin var ne oldu? diye sordu. Oğlu:

- Bir şeyim yok. dedi. Babası:

- Allah aşkına söyle! deyince, oğlu başından geçenleri anlattı. Babası:

- Hangi ayeti okumuştun? diye sordu. Genç, ayeti okudu ve tekrar kendinden geçti. Bir de baktılar ki genç ruhunu teslim etmiş. Bunun üzerine genci yıkadılar ve gece vakti götürüp göz yaşlarıyla defnettiler. Sabah olunca olay Hz. Ömer'e bildirildi. Hz. Ömer, gencin babasına gelerek başsağlığı diledi ve:

- Bana niye haber vermedin? diye sordu. Gencin babası:

- Ey Mü'minlerin Emiri, vakit geceydi. dedi. Hz. Ömer:

- Bizi onun kabrine götürün. dedi. Hz. Ömer ve beraberindekiler gencin kabrine geldiler. Hz. Ömer (R.A):

- Ey filan kişi! Rabbin makamında durmaktan korkanlara iki cennet var. (Rahman/46) dedi. Kabirdeki genç konuşup:

- Ya Ömer! Rabbim Cennette bana onları iki defa verdi. diye cevap verdi.

February 08

Dinleyin hoşunuza gidecek

  

Ah, dönüp kendime bir bakabilsem

Fatmanur Hacınebioğlu

Genç kız aynada bir kendine baktı, bir annesine, bir de elinde tutuğu annesinin gençlik resmine... Fotoğrafta annesi olsa olsa on sekiz, bilemedin yirmi yaşlarındaydı. Belli ki tarihler seksenli yılların ortalarına doğruydu. Buğulu bir tebessüm vardı yüzünde. Yıkılmadım, ayaktayım der gibi bir hal... Kucağında kalın kalın kitaplar, tarihî ana kapının önünde son defa fotoğraf çekiliyordu anlaşılan. Üzerinde sonbahar çisiltilerinin hafif hafif ıslattığı topuklarına kadar uzanan pardösüsü, omuzlarından genişçe aşağı inip güzelce yakasını örten mütevazı desenli bir başörtüsüyle meleklerle yarışır bir hali vardı sanki. Yüz hatları öylesine masum, öylesine dokunulmamış...

Neler yaşanmış, neler yaşlandırılıp rafa kaldırılmıştı şu çeyrek asırlık zamanda. Elmaslarla ve ışıl ışıl cam kırıklarıyla bezeli bir yoldu aslında hep beraber yürünen. Yanıp sönen neon ışıklarının çevrelediği kırık camlar pırıl pırıl gökkuşaklarını etrafta ahenkle dans ettirirken, gün ışığında elmaslara ilgisiz kalmıştı ruhlar. Biliyordu paha biçilmezdi elmaslara, ne var ki ışıl ışıl o kırık camekânlar yok muydu? Gözünü gönlünü esir ediyordu seve seve...
***********
İlk tesettür emri geldiğinde uçuşmuştu havada perdeler, Settar-ı Cemili razı etme adına.
Öyle bir rıza kaygısı ki, ölümünün sonrasını bile hicap ekseninde değerlendiren. Babasının ardından Rabbine kavuşma müjdesini gölgeler olmuştu cenazesinin nasıl taşınacağı endişesi. Hz. Fatıma'nın yapılı bir cüssesi olmasa da kara kara düşünür olmuştu. Ölmeyi değil. Ölümünden sonra bedeninin setredilerek taşınmasını.
Ve yüreğine su serpen haber ulaştı bir dosttan. Bugünkü tabuta benzer bir şeyle taşınacaktı Peygamberin (asm) gözbebeği son yolculuğunda.
*************
Ne var ki, yüzyılları binler devirmişti tarih sayfalarında. Mesture hanımların da pervane gibi ateşine düştüğü bir cazibe sarmıştı etrafı. Bir yandan da akademik, sosyal kapılar yüzüne kapanıp; cahil, köylü, hizmetçi muamelesine de maruz kaldıkça “var ve medeni olma ispatı” hissiyatı içinde kaynaşan bir lav olmuştu. Bir yanda imaj yaftası takılan görüntü üzerine kurulu bir dünya, bir yanda temelde terk edilemeyen farklı yansımalara bürünen değerler. Gözler alışmıştı göre göre. Sonrası çok da zor olmamıştı belki. Peki, alışmak, “Herkes de öyle ya!” kabul gören bir mazeret olabilecek miydi?
Cemil-i Settarın muradı, rızası sadece “saç”ın mı gösterilmemesiydi? Yoksa olmazsa olmaz şeyler var mıydı beraberinde. Genç kız Kur’ân ayetleri önünde açık, bir annesine baktı bir de kendine. Bir de elinde tuttuğu çeyrek asırlık resme. Niyet neydi? Tasarımı değişse de özde değişir miydi bazı şeyler? Sorguluyordu genç yüreği?
Gençliğinde halini değiştirmeme adına diplomasından olup, bugün sadece “başı örtülü” kalan annesi. Yapması gerektiğine inandığı bir şeyi nasıl yapacağını şaşırmış kendisi.
Genç olma yolundaki duyguları kolay ve cazip olana talipken içinde bitmek bilmeyen bir sorgulama... Karmakarışıktı duyguları genç kızın. Hangisiydi doğru olan?
Arzuları ve daha da parlaklaşan neon ışıklarının ışıldattığı şişeleri mi, yoksa neyi dinleyecek ve örnek alacaktı?
Ah, dönüp kendine gerçekten aynada bir bakabilse annesi de, görür müydü değişmemesi gereken değişmişleri?
Neden sonra aklına okullarına misafir gelen yabancı kız öğrenci geldi. Kutsi kaynaklardan okudukça ilgisi artmıştı İslâma. Teoride ve duygu boyutunda pek çok şey tamamdı da; onun gibi niceleri neyi, kimi yaşayan örnek bulacaklardı kendilerine?
Kılınmayan her rekâtta nasıl omuzluyorsa ağır yükünü ve borcunu varlık âleminin, ayeti yansıtmayan her tesettüre uymayan halinin vebalini hissetti yüreğinde.
Kendine şöyle bir söz vermeliydi, emredildiği gibi dosdoğru olmaya her alanda, herkesin hakkının altında ezilmekten kurtulma adına...

Allah

Allah

Allah’ı (cc) Rab olarak kabul etmektir

Cenab-ı Hak Ankebût Sûresi’nde, inkârcıların çelişkilerini mucizevi bir şekilde gözler önüne seriyor. Onların kendi Zât’ının varlığına inanmalarına rağmen şaşırtıcı bir şekilde âlemdeki sanatı inkâr ettiklerini ifade ediyor.

“Canım ben de Allah’a inanıyorum!” sözünü bazı insanlardan sıkça duyarız. Ya da hiçbir

semavi kitaba ve peygambere inanmasa, dilleri “Allah (cc)” demeye varmasa da yerleri ve gökleri yaratan birinin olduğunu kabul eden insanlara da rastlarız bazen. Sorduğunuzda bazıları “ateist” olduğunu da söyler; ama başı sıkıştığı her an sığınılacak bir yerin olduğunu sönmemiş vicdanları onlara fısıldayıverir. Zaten, bunun için söylenmemiş midir; “türbülansa girmiş bir uçakta bir tek ateist bile bulamazsınız!” diye... Evet, Rabbimiz Kur’an’ında kendini inançsızlık bataklığında tutmaya çalışan insanların çelişkisini çok güzel ifadelerle gözler önüne seriyor. Buyrun Ankebût Suresi’nden birlikte okuyalım:

61- Andolsun ki onlara, “Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?” diye sorsan “Allah” derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?

62- Allah, kullarından dilediğine rızkı bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

63- Andolsun ki onlara, “Gökten su indirip, onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?” diye sorsan, mutlaka, “Allah” derler. De ki: (Öyleyse) hamd de (sadece) Allah’a mahsustur. Fakat çokları akıllarını kullanmazlar.

64- Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı.

65- Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O’na has kılarak (ihlasla) Allah’a yalvarırlar! Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah’a) ortak koşmaktadırlar!

66- Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve safâ sürsünler bakalım! Ama yakında bilecekler!

HZ. SÜLEYMAN'IN KUŞLARIN ÖTÜŞÜNE VERDİĞİ MANA

HZ. SÜLEYMAN'IN KUŞLARIN ÖTÜŞÜNE VERDİĞİ MANA

Begavî (r.a.), Ka'b-ül-Ahbar (r.a.)'dan şöyle nakletmiştir.

Tavus kuşu, Hz. Süleyman'ın huzurunda ötmüştü. Hz. Süleyman orada bulunanlara:
• Bunun ne dediğini biliyor musunuz? diye sordu. Onlar:
• Hayır, bilmiyoruz diye cevap verdiler.

Hz. Süleyman (a.s.), etrafındaki kimselere şu açıklamayı yaptı:

• Tavus kuşu ötmesi ile; "Cezalandırdığın gibi cezalanırsın"

Hüdhüd kuşu ötmesi ile; "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz"

Göçeğen kuşu ötmesi ile; "Allah u Teala'dan mağfiret dileyiniz ey günahkarlar"

Kaya kuşu ötmesi ile, "Her canlı ölecektir. Her yeni, eskiyip çürüyecektir."

Kırlangıç kuşu ötmesi ile, "Hayırdan ne yaparsanız sonra onu bulursunuz."

Güvercin ötmesi ile; "Gökleri ve yeri yaratan Rab’bimi noksan sıfatlardan tenzih ederim

Kumrunun ötmesi ile, "Sübhane Rabbiy-el-e'la"

Karganın ötmesi ile; "Her şey helak olacaktır.

Kustat kuşunun ötmesi ile; "Susan, başına bela ve musibet gelmesinden kurtulur.

Papağanın ötmesi ile; "Düşüncesi dünya olan kimseye yazıklar olsun

Doğan kuşunun ötmesi ile, "Sübhane ,Rabbî ve bihamdihi.

Kurbağanın bağırması il; "Sübhane Rabbiy-el-Kuddüs" der.

Üşüdü ateşin alevi

 

Doğdun üzerimize Güneş misali ısıttın üşüyen yüreğimizi..

Layık ümmet olamadık sana unuttuk bildiğimizi..

Sen iki büklüm dururken duanda biz büemedik yüreğimizi..

Efendim Sen geldin sevindi Bilinmezlik,sevindik

Efendim sen geldin ruhumuz şenlendi..

Sen geldin güllerin yeniden filizlendi..

Ve Sen gittin efendim..

Üşüdü ateşin alevi...

Sana kavuşma özlemi kor olur

Atyeşi alevlendirir yüreğimizde..

Ve Efendim daha çok üşür yüreğimiz senin sevginle ısınabilmek için..

 

 

"Rabbim bizleri sana layık kul

Efendimize layık ümmet eyle...

       Bağışla bizleri yolunda kul köle eyle..

Affına sığınır aciz ruhumuz..

Sen bizleri acizliğin dışında var eyle..

 Efendimize komşu,

Muhabbetine dost eyle..

AMIN..."

 

Bir "gül" ile bahar gelirmi

Sorun bu soruyu! Ya da soruyu şöyle sorun:

 “Bir insan ne yapabilir ki?”
Herkes kendine dönüp sorsun: “Bir gülle bahar gelir mi?” ya da “Bir insan ne yapabilir?”
Bu sorunun cevabını merak edenler, kokusu çağları aşıp bize kadar ulaşan

“Medine’nin Gülü”ne baksınlar, âlemlere rahmet Hz. Muhammed’e baksınlar.
Ki, O bir güldü. Çölün ortasında açmış bir gül.

Bıtırak tarlasına döndürülmüş bir dünyaya baharı müjdeleyen bir gül.
Cins bir gül fidanıydı, bu açık. Çünkü vahiy, adeta,

 “Neden başkasını değil de beni seçtin Rabbim!” sorusuna bir cevap olsun diye,

 O’nu şöyle tanıtmıştı:
“Çünkü, Sen muhteşem bir ahlâka sahipsin!”
Bu gül fidanını Allah seçmişti. Cebrail gibi cins bir bahçıvanın elleriyle,

vahyin projesine uygun olarak yetiştirildi. Vahyin O Gül’e dönük iki tasarrufu vardı:

 Tanıtmak ve inşa etmek.
Ama daha çok da inşa etmek.

O’nu vahiy inşa etti. Öyle bir inşa ki bu, sonunda O, “ahlâkı Kur’an olan” biri oldu.

Adeta O, şu sorunun canlı cevabıydı:

“Kur’an’ı insana dönüştürsek, ortaya nasıl biri çıkardı?”
Bu sorunun cevabı belliydi: Efendimiz aleyhissalâtu vesselam.
O’nu kitaba çevirmek mümkün olsaydı, ortaya nasıl bir şey çıkardı?
Bu sorunun da cevabı belliydi: Kur’an vahyi.
İşte O Gül, çölün ortasında tek başına açtığında, kimse bir

 Gül ile baharın geleceğini düşünemezdi. Öyle ya; bir çiçekle bahar gelir miydi?
Eğer o çiçek baharı doğuracak bir bedeli ödemeyi göze alırsa, evet.

Bir çiçekle bahar gelirdi. Üstelik bu bahar bin bahara bedel bir bahar olurdu.

Öyle ki, bu baharın getirdiği kokuyu bin güz silemezdi. Üzerinden geçen asırlar, o baharın yeryüzünü yeşertme potansiyelini yok edemezdi.

Ne kadar şiddetli geçerse geçsin, her kış istese de istemese de sonunda

 o baharın hizmetkârı olmak zorunda kalırdı.
Bir insan ferişteh olsa ne yapabilirdi ki?
Ferişteh olmasına gerek yok, ölümlü biri olarak dahi bir insan tüm bir dünyayı omuzlayabilir,

bıtırak tarlasına dönmüş bir dünyayı gülistana çevirebilirdi.

Yeter ki, imanı sınırsız bir imkân bilsin. Yeter ki,

O Gül’ün bıraktığı mirasa ihanet etmeyip sadakat göstersin.

Yeter ki, O Gül’ün kokusunu duyan bir yüreğe sahip olsun.
Hz. Peygamber bir çiçekle gelen baharın, bir kişiyle yeryüzünün

gülistana dönüştürüleceğinin en güzel örneğiydi. Allah, O’nu bunun için “örnek” gösterdi.

Gül olmak isteyenlere, “adam” olmak isteyenlere, bıtıraklara karşı mücadele etmek isteyenlere…
O’nun örnekliği, en sonunda gelip bir ilahi yasanın şahsında somutlaşıyordu:

Bedelsiz ödül olmaz. Bakın şu örneklere: O, Taif’e bir umut diyerek gitmişti.

Çünkü Mekke’nin kini, O’nun varlığını ortadan kaldırmayı düşünecek noktaya gelmişti.

Taif’te gülle karşılanmayı umarken gülleyle, taşla, küfürle, hakaretle karşılaştı.

Kan-revan geri döndü. Fakat Mekke’sine de giremedi.

Bu öyle bir bedeldi ki, artık “gücün bittiğinin, kuvvetin tükendiğinin” resmiydi.
Ve koyverdi çığlığını: “Bittim ya Rabbi!”
Bu çığlığı bekliyordu öteler. “Yettim kulum!” nidası bunun ardından gelecekti.

Çünkü, Allah’ın yasası buydu: Biten ve bittim diyene, “allah’ın yardımı ne zaman?” diyene,

 “allah’ın yardımı çok yakın!” diyen bir Rahîm Rab vardı.
İşte, O’nun için ilahi yardım Sevr Dağı’nın tepesinde geldi.

Peki, oraya kadar çıkmak şart mıydı? Tepede gelen yardım, dibinde gelemez miydi?

Evet, öyle! Çünkü ilahi yasa bu. allah yasasını,

muhatap Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed bile olsa bozmazdı.
Peki, biz neyi bekliyoruz? O evrensel Gül için bozmadığı yasayı,

biz dikenler için bozmasını mı? İşte bu olmayacak.
Dünyanın Gül’üne, sonsuz salât ve selam ile…

February 07

Dua

 

Peygamber (S.A.V.) Vasiyetidir!
>
>BİSMİLLAHİRRAHMANIRRAHİM
>
>Medine-i Münevvere'de Türbe-i Şerif Hatibi Şeyh Ahmet Diyor ki:
>
>Vallahülazim bu vasiyetnamede zerre kadar yalan yoktur."
>
>Bir cuma gecesi namazımı eda edip uyumaya varmıştım. Harem-i Şerif
>tarafından; "Ya Şeyh Ahmet" diye bana bir nida geldi. "Lebbeyk Ya
>Rasullallah" deyip Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in şahsını gördüm.
>Rasullallah (s.a.v.) efendimiz şöyle devam etti:
>
>* Ya Şeyh Ahmet!... Allah-ü Teala huzurunda Yüzüm kalmadı. Sana haber
>veriyorum ki, Geçen cumadan bu cumaya 16000 kişi öldü.
>İçlerinden bir tek Müslüman çıkmadı. Gelenlerin amel defterlerini kara
>ve sol elinde gördüm.
>Ya Şeyh Ahmet!... Evvela ana ve babalarına asi oldular ve zekatlarını
>men ettiler. Hacı olup haram yemeyi adet ettiler.
>Herkes nefsinden başka bir şey düşünmedi. Yüzlerinde haya kalmadı.Dünya
>malı nasip olan tartılarına hıyanet etmeyi adet ettiler.
>Ya Şeyh Ahmet!... Benim ümmetime haber eyle "Yaptıkları günahlardan
>tevbe ve istiğfar etsinler, namaz kılsınlar, zekat vermesini adet
>etsinler."
> * Ya Şeyh Ahmet!... Ümmetlerime haber eyle, "Kıyamet
>alametleri zuhur
>ediyor. Hak Teala' ya asi olmasınlar. Çok yakın Bir zamanda, 3 gece
>güneş tutulacak. 3 günden sonra mağribten doğup, maşrıka batacak.
>Kuran-ı Kerim insanların gözüne gözükmeyecektir. Ümmetime söyle
>günahlarına tövbe etsinler.Yakın bir zamanda İsa (a.s.)'nın inmesi
>zuhur edecek.
>* Ya Şeyh Ahmet!... Ümmetime haber eyle, "Kudret kalemiyle her kim bu
>vasiyetnameyi bir köyden bir köye, bir kazadan bir kazaya, bir ilden bir
>ile, bir devletten bir devlete gönderirse Huzur-u Mahşerde günahları
>affedilir. Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.)'yı Şahsı ile görmüş olur.
>Kim vasiyetnameyi işitip de yazmazsa, bir köye veya bir başka yere
>göndermezse, yüzü kara ola."
>
>Türbe-i Şerif'in Hatibi Şeyh Ahmet 3 defa Yemin edip,"Vallahülazim bu
>vasiyetnamede yanlış bir bilgi verirsem, bu dünyadan öbür dünyaya
>imansız gideyim" dedi. 15 günde Medine-i Münevvere'de yazılmış olup TÜM
>MÜSLÜMANLARA"gönderilmiştir.
>>NOT: "Bunu her müslümanın okuması için elinizden geleni
>ESİRGEMEYİN...

gavs´la gönülden bir söyleşi

GAVS’LA GÖNÜLDEN BİR SÖYLEŞİ

 

Sordum, niçin nazlısınız?

Dedi, bu tedbir almaktır.

 

Sordum, tedbirin gereği ne?

Dedi, aşkı yoklamaktır.

 

Sordum, buna gerek var mı?

Dedi, bu işte lazımdır.

 

Dedim, gönlünüz geniştir.

Dedi, gönülsüzler vardır.

 

Sordum, zayıflar no’lacak?

Dedi, vefa taşımaktır.
star020dc11bf8.gif picture by ankara-muratLineDivisor149.gif picture by ankara-muratstar020dc11bf8.gif picture by ankara-murat


Sordum, mahrum olan kimdir?

Dedi, münkir münafıktır.



Sordum, mahrumiyet neden?

Dedi, bu, hükm-i Hak’tır.

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket  Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket 

Sordum, mesleğiniz nedir?

Dedi, çözüp bağışlamaktır.

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 

Sordum, çözmek nasıl olur?

Dedi, kalbi boşaltmaktır.



Sordum, kalbin işi nedir?

Dedi, aşkla ağlamaktır.



Sordum, aşkın sırrı nedir?

Dedi, yarda yok olmaktır.

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket

Sordum, yarin isteği ne?

Dedi, samimi olmaktır.

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket

Sordum, samimiyet nedir?

Dedi, hep yâre bakmaktır.

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

Sordum, bu nasıl olacak?

Dedi, nefsi bırakmaktır.

 TinyPic image   TinyPic image  TinyPic image   TinyPic image   TinyPic image  

Sordum, asıl dava nedir?

Dedi, has kulluk yapmaktır.



Sordum, bunun yulu nedir?

Dedi, Habib’e uymaktır.

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 



Sordum, tavsiyeniz nedir?

Dedi, zikre sarılmaktır? 

   

Sordum, zikrin aslı nedir?

Dedi, Allah’la olmaktır.

 

Sordum, buna çare nedir?

Dedi, dostunu bulmaktır.

 

Sordum, dostlar neyi sever?

Dedi, hizmete koşmaktır.

 

Sordum, hizmetten gaye ne?

Dedi, nefsini kırmaktır.







Sordum, işin aslı nedir?

Dedi, mert insan olmaktır.

 
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
Sept. 26
Sept. 26
 
 
 
           
 
                                   cesuryurek
                                
June 20
 
                                prod_682_18677.gif picture by mariando
I hope you have a FANTASTIC day!
ı love kısses you Cesuryurek
  
GARİP BİR HİSTİ SENDEN ÖNCESİNDE OLMAK
BELKİ SU İÇMEK BELKİ AĞLAMAK,
ANLAMSIZMIŞ SEBEBİ OLMADAN YAŞAMAK,
ŞİMDİ YANIMDA OLAMASANDA HAYALLER KOLLARIMDA

KAÇIRILMAZ O BERRAK GÖZLERİN BAKIŞI
BAKTIKÇA AN BE AN İÇERİMİ YAKIŞI
SANKİ ÖLÜMLE YAŞAMAK ARASI,
ŞİMDİ YANIMDA OLAMASANDA ANILAR KOLLARIMDA

SUSUP BAKMAK GÖZLERİNE SESSİZCE,
ÖYLE MUHTACIM Kİ SEVGİLİM ŞİMDİ TENİNE
HATIRLARMISIN SANA SÖYLEDİĞİM İKİ KELİME
ŞİMDİ SÖYLEMESENDE SEVİYORUM DİYİŞİN KULAKLARIMDA
GİDEMEM DİYİŞİN KULAKLARIMDA 

ACIN BİLE KUTSAL ÖLÜMÜNE ÇEKEBİLİRİM
BEN SENİ YOKLUĞUNLA SEVDİM BÖYLEDE SEVERİM,
ZOR SEVDAN ACINI BÖYLEDE ÇEKERİM,
ŞİMDİ YOKSANDA OLSUN VARLIĞIN HEP YANIMDA
GİTMEDİN BİLİYORUM SADECE ADIN O 
MEZAR TAŞINDA.......

UNUTULMAZIMSIN!.......
Mar. 25

 

CESURYUREK

 

Photobucket 

Image and video hosting by TinyPic 

Photobucket 

Image and video hosting by TinyPic 

Photobucket Photobucket  

Bişi sorcam, geldiğiniz yerde herkesin gülüşü sizin gibimi
Yoksa ben mi bu kadar tatlı olduğunu düşünüyorum?
İçim öyle tuhaf oldu ki siz gülümserken
Sanırım size has bir durum bu beyfendi
Yoksa ben mi yanlış düşünüyorum?
Daha önce görmedim ki bilmiyordum,
Demek böyle gülüyormuş melekler…

Photobucket 

Bişi daha sorcam özür diliyorum,
Sizde farklı farklı mısınız biz insanlar gibi?
Yani bence… yok yok
Sizden bir tane daha yoktur eminim
Bu kadar güzelliği taşıyamaz öyle herkes
Yoksa…yoksa ben mi fazla abartıyorum?
Olur mu gözlerime inanmasam, yüreğim yalanı bilmez ki
Demek bu kadar güzel oluyormuş melekler…

Photobucket 

Son bişi daha sorcam, sonra susuyorum
Rabbim insanları yaratırken
Derler ki herkesin meleğini verirmiş yanına
Yoksa ben mi yanlış biliyorum?
Ama ben buna hep inanıyordum
Şimdi kesinlikle eminim biliyorum
Demek böyle fark ediyormuş insan meleğini
ALLAH’ım mutluluktan uçuyorum…
Meleğim seni, seni çok seviyorum….

Photobucket Photobucket    

  Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic 

Photobucket

 ÇİKOLATA TANELERİ SERPİLMİŞ

 PASTA TADINDA GÜZEL BİR HAFTA 

 GEÇİRMEN DİLEGİYLE SEVGİLİ ARKADAŞIM

 HAYIRLI GÜNLER  SEVGİYLE KAL BAŞ BAŞ...
 Photobucket

 THE CHOCOLATE PIECE  IT* GREW

 THE CAKE IN THE TASTE

 ONE BEAUTIFULL WEEK YOUR BECOME

 DEAR FRIENDSHIP WE AGAIN SEE BY BY…


♥→ ‼…Cesuryurek…‼ ←♥

Photobucket

Mar. 9
Zehranurwrote:

Sevgi Adına

Şarkılar söylenir sevgi adına
Şiirler yazılır sevgi adına
Bir yuva kurulur sevgi adına

Sevgi denen duyguyu anlatsana
Sevgi denen duyguyu yaşat bana

Gurbet yolu gözlenir sevgi adına
Gözyaşları dökülür sevgi adına
Gülücükler saçılır sevgi adına

Sevgi denen duyguyu anlat bana
Sevgi denen duyguyu yaşat bana

Dertlere katlanılır sevgi adına
Ömür harcanılır sevgi adına
Bir vatan kurtarılır sevgi adına

Sevgi denen duyguyu anlat bana
Sevgi denen duyguyu yaşat bana

Sırtında taşırsın sevgi adına
Oğlunu kızını ana babanı
Baş koyarsın yastığa sevgi adına

Sevgi denen duyguyu anlat bana
Sevgi denen duyguyu yaşat bana

Bir güle kıyamazsın sevgi adına
Karıncayı incitmezsin sevgi adına
Herşeye katlanılır sevgi adına

Sevgi denen duyguyu anlat bana
Sevgi denen duyguyu yaşat bana

 

Satılmış Turgay Karabacak

Mar. 3

 CESURYUREK..

 

 


 

 

 

 

SEVGİLER BÜTÜN GÜLER YÜZLERE

VE

SEVMESİNİ, SEVİLMESİNİ BİLENLERE. 

 

İYİ GECELER VE GÜZEL BİR HAFTAYA BAŞLANGIÇ

DİLERKEN, SEVGİ DOLU GÜNLER DİLERİM CANIM ARKADAŞIM. 

CESURYUREK 

 

 

 

 

Sometimes With One I Love

SOMETIMES with one I love, I fill myself with rage, for fear I effuse
unreturn'd love;
But now I think there is no unreturn'd love--the pay is certain, one
way or another;
(I loved a certain person ardently, and my love was not return'd;
Yet out of that, I have written these songs.)


CESURYUREK 

 

 

 

 

Às vezes com a pessoa a quem amo

 

Às vezes com a pessoa a quem amo

fico cheio de raiva

por medo de estar só eu dando amor

sem ser retribuído;

e agora eu penso que n ão pode haver amor

sem retibuição, que a paga é certa

de uma forma uo de outra.

(Amei certa pessoa ardentemente

e meu amor não foi correspondido,

mas foi daí que eutirei estes cantos.)

 

CESURYUREK 

 

                 

Mar. 1
 
Photobucket
Hayran kaldım sana, selvi boyuna,
Tek beni mi yaktın, söyle Türk kızı.
Güzelliğin eştir Türk’ün soyuna,
Soyuna mı çektin, söyle Türk kızı?

Saçlar sırma gibi, kaşlar da hilal,
Yanaklar ne güzel, kiraz mı al al?
Daha ben ne diyem, ettin beni lal,
Bana neden baktın, söyle Türk kızı?

Kaşlar hilal dedim; gözler de yıldız,
Bayrak kadar temiz, iffetlisin kız.
Çünkü biz bayrağı namus sayarız,
Tarihten mi çıktın, söyle Türk kızı?

Bulunmaz sendeki edep ve haya,
Nur-u cemalin ki benziyor aya,
Senin gibi güzel bulamaz dünya,
Ruhuma mı aktın, söyle Türk kızı?
Photobucket
Jan. 25
 
 Atatürkbayrak2    
           

 

               HAYAL GÖRENLER.

              Bir çok arkadaşlarımdan meyil ve fotoğraflar geliyor. Bu meyil ve fotoğrafları başka arkadaşlara göndermem yazmakta. Ne diyeyim ki? Şunu anlıyorum ki, bu arkadaşlarım benim yayınladığım blokelerimi ne okumuş, nede resimleri incelemişler. Bunları detaylı olarak mart 2008 de belgeleriyle yazıp yayınladım. Bu arkadaşlarım geç dahi olsa, uyanmaları dahi iyiye yorumlanır.

            Şunu vurgulamak isterim. Ülkemiz ne durumdadır? Sözü inandırıcı durum damı, yoksa  sadece konuşan bir ülke durumunda mı? Yurdumuz bugün adım adım Filistin’in düştüğe duruma doğru gitmekte. Gerçekleri görelim. Maalesef yöneticilerimiz gerçekleri saklamakta. İSRAİL ile bir çok anlaşmalarımız var. Bugün casus uçaklarımızı onlara yaptırmaktayız. Buna benzer birçok askeri araç ve gereçler, Yahudilerden sağlanmakta. Sözün kısası, Yahudilere muhtaç bir durumda olduğumuzu saklamaktalar. Halkımıza konuşulanlarla, icraat tamamen başkadır. Biz, böyle kişiler tarafından yönetiliyoruz. Bu bakımdan ben hiçbir zaman KAHROLSUN ABD. AB. İSRAİL demem. İlk önce, KAHROLSUN ABD. AB. İSRAİL İŞ BİRLİKÇİLERİ demek,  en doğrusu değil mi? Çok yakında HEPİMİZ FİLİSTİN OLDUK demeğe az kaldı diyebiliriz. Hızlı adımlarla o uçuruma gidiyoruz. Teşke aynı duyarlılığı KIBRIS- KERKÜK-MUSUL-ERBİL-VAKIFLAR YASASI-KURUMLARIN SATILMASI- VATAN TOPRAKLARININ SATILMASINA karşı göstersek. Bütün kazandıklarımız bitti. Şimdi ise vatan topraklarını satarak günümüzü geçiriyoruz. Tıpkı FİLİSTİN’İN UYGULADIĞI gibi. İşte FİLİSTİN o şekilde yok oldu ve 1960 larda İSRAİL o şekilde kuruldu. Unutmayalım ki, İSRAİL’İ tanıyan ilk devletlerden biriside TÜRKİYEDİR. Din kardeşlerimize elbette sahip çıkmamız gerekiyor. Amma önce can, sonra cihan. Aynı uçuruma bizde gidiyoruz. Benim vurgulamam bu. Arap ülkelerinin sesi dahi çıkmıyor. Bu arap din kardeşlerimiz aynı oyunu İngilizlerle yemen çöllerinde bize de oynadılar. Bizlerde din kardeştik. Amma İngilizlerle beraber olup arkadan TÜRK ASKERİNİ hançerlediklerini unutacak değiliz. Bizler her şeyden önce TÜRK ULUSUYUZ. Din başka bir şey, ulus başka bir şeydir. Bunu bir birinden ayırdığınız an, her şey çözülür. İSRAİL’İN HUNHARCA YAPTIĞI SOYKIRIMI KINIYORUM. AMMA, AZERBAYCAN HOCALI SOYKIRIMINIDA KINIYORUM. LAÇİN VE ÇEVRE İLLERİN İŞGAL ALTINDA BULUNMASINI, SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMINDAN ÖZÜR DİLEYEN SAHTECİLERİDE KINIYORUM. HALKIMIZA YANLI BİLGİ VEREN, VATAN’DAN ÇOK PARTİ MENFAATLARINI DÜŞÜNENLERİDE KINIYORUM VE ULUSUMUZA SEVGİLER SUNUYORUM.  

        BU RESİMLER MART 2008 DE ALANIMDA YAYINLANIP, BLOKEMDE MEVCUTTUR.

         

                                    ilknur- ben Cesuryurekler.

Jan. 1

Photobucket 

Image and video hosting by TinyPic 

Photobucket 

Image and video hosting by TinyPic 

Photobucket Photobucket  

Bişi sorcam, geldiğiniz yerde herkesin gülüşü sizin gibimi
Yoksa ben mi bu kadar tatlı olduğunu düşünüyorum?
İçim öyle tuhaf oldu ki siz gülümserken
Sanırım size has bir durum bu beyfendi
Yoksa ben mi yanlış düşünüyorum?
Daha önce görmedim ki bilmiyordum,
Demek böyle gülüyormuş melekler…

Photobucket 

Bişi daha sorcam özür diliyorum,
Sizde farklı farklı mısınız biz insanlar gibi?
Yani bence… yok yok
Sizden bir tane daha yoktur eminim
Bu kadar güzelliği taşıyamaz öyle herkes
Yoksa…yoksa ben mi fazla abartıyorum?
Olur mu gözlerime inanmasam, yüreğim yalanı bilmez ki
Demek bu kadar güzel oluyormuş melekler…

Photobucket 

Son bişi daha sorcam, sonra susuyorum
Rabbim insanları yaratırken
Derler ki herkesin meleğini verirmiş yanına
Yoksa ben mi yanlış biliyorum?
Ama ben buna hep inanıyordum
Şimdi kesinlikle eminim biliyorum
Demek böyle fark ediyormuş insan meleğini
ALLAH’ım mutluluktan uçuyorum…
Meleğim seni, seni çok seviyorum….

Photobucket Photobucket    

  Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic 

Photobucket

 ÇİKOLATA TANELERİ SERPİLMİŞ

 PASTA TADINDA GÜZEL BİR HAFTA 

 GEÇİRMEN DİLEGİYLE SEVGİLİ ARKADAŞIM

 HAYIRLI GÜNLER  SEVGİYLE KAL BAŞ BAŞ...
 Photobucket

Dec. 3
        http://srv0204-05.sjc3.imeem.com/g/p/7a697fcbd55fc4e08b5d7c5f713a031d_web.jpg
         Bütün güzellikler sevgi ve şevkatle başlar. kalpten gelen
     sevgi ve güler yüzün olmadığı yerde, huzur olmaz. sevgi,
     karşılıklı ve inançlıysa, o sevgiyi kimse yıkamaz. cesaret
     ve sevgi, çelikten dahi kuvvetlidir. yeter ki, karşılıklı ve o
     sevgi, yürekten gelsin. karşılıklı sevgiler ve saygılar dilerim.
Nov. 29
engin uzunwrote:
865485tq8a79ohxw865485tq8a79ohxw865485tq8a79ohxw865485tq8a79ohxw865485tq8a79ohxw865485tq8a79ohxw865485tq8a79ohxw865485tq8a79ohxw865485tq8a79ohxw865485tq8a79ohxw


6yedhm8
 
2mdp34k2mdp34k2mdp34k2mdp34k2mdp34k
 
 
17

 


 


 

bismillahgs1sn8

'İki Cihan Sultanına Salat ve Selam Olsun.
''Vema tevfiki illa billah''
''Nasihatten nasibi kesilende,nefsimizin ve şeytanın nasibi artar''
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
Nov. 13
ahmed akwrote:
 
Bu gece başka bakıyor karanlık gözlerime.
Ağır ağır iniyor zaman yolculuktan yormuş sanki yüreğini.

Bu gece bir başka ağarıyor saçlarımın solgun renkleri,
Uysun diye tenimin rengine.


Alnım secdede buz olmuş
Vefasızlık bellediklerim ellerimde.
Ellerim diyorum;
Titrek mum ışığına mukabil, sorgudan sefil kaçaklıklara gebe.
Her zerresi örtülse de tenimin saklanmıyor oyunbozanlar,
Herşey alelade yerlerde.
Gözlerim telaşlı hayret
Hayret ki bakamıyorlar titrek ellerime

Gel diye haber salmıştın rüyalarımda. En sevgilinle şereflendirip garip uykularımı artık gel demiştin. Ay şavkını kıskandıran yüzünü gör de cana gel demiştin. Duyamadım Gelemedim
Dönemedim…
Şimdi hangi yusufçuk havalansa göklere,
Sessiz bir ağıtla ağlar olmuş gözleri.Benim adım kahır olmuş
Seccademde hüzün izleri.


Eksik bir şeyleri tamam kılamayan ruhum,
Kısılmış tenha yanılgıların kumpaslarına.
Günümün gecemin feri kaçmış, solmuş benzi harcanışlarda.
Nebinin kimselere benzemez suretini kucaklatıp,
Gül kokuttun hicranımı.
Yine yaktın, yine ateşlere attın vefasızlığımı.
Çığlıklarım usluca sığınmış bu defa geceye,

Sus olmuş…
Tufana takılan saçlarım,
Tutulması imkânsız deli taylar gibi yalnızlığa koşuyor.
Bir tek senin adın tamam kılıyor her şeyi, ardında bir şey bırakmıyor.

Bu yalnızlık bitmez diyorlar, biliyorum.
Yüreğimde koca bir ateş oysa.
Adın tenimi yakıyor.
Adın canıma değiyor.
Şükür kaçkını dillerimi en kor alevlerle dağlasalar,
Unutup yalancı suretlerle aldattığım yüreğimi,
Yusuf ‘un karanlıklarına salsalar,
Kurtulamam İbrahim gibi yangınlardan bilirim.

Canım eriyor damla damla,
Tesbihim ağlıyor.
Ve bir ah içerimi dağlıyor.

iktibas
 
selam ve dua ile kardeşim
Nov. 5
     
 
  İYİ GECELER  DİLERİM CANIM ARKADAŞIM.
Oct. 19
 
Get your own Chat Box! Go Large!
Oct. 17
ahmed akwrote:



selam Allah ın selamıdır
selam esenlikte bulunmaktır
selam ben kötü biri değilim demektir
selam her girişin başlangıcı ve çıkışın bitişidir
selam af ve mağfiret dilemektir
selam kötülükten beri demektir
selam selamun aleykum demektir ve sünnettir
selam verildiğinde karşıdakinin almasını farz kılar
selam namazı bitiren en son kelimedir
selam Allahın rızası demektir
selam kalpteki ferahlık demektir
selam küskünleri barıştırandır
selam bütün kapıları açandır besmele den sonra
selam dua dır
selam alçakgönüllüğün ta kendisidir
selam verenin 69 selamı alanın 1 sevap alması demektir
selam en basit ve en karlı amellerdendir
selam dostlara gönül kapısını açan mücize sözdür
selam Alllah (c.c) ün selamıdır
selam selamun aleykum verahnetullahi ve berekatuhu demektir
selamın karşılığı ise aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuhu demektir

 
عليكم سلام  ورحمة الله وبركاته
Oct. 15
ceydawrote:

 Ayrilik Vakti

Akşamı getiren sesleri dinle
Dinle de gönlümü alıver gitsin
Saçlarımdan tutup kor gözlerinle
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin

Güneşle köye in, beni bırak da
Küçüle, küçüle kaybol ırakta
Şu yolu dönerken arkana bak da
Köşede bir lahza kalıver gitsin

Ümidim yılların seline düştü
Saçının en titrek teline düştü
Kuru yaprak gibi eline düştü
İstersen rüzgara salıver gitsin

N.F.K

Oct. 4
ceydawrote:
src="http://content31.bigoo.ws/content/glitter/dividers/dividers_94.gif" width=450 border=0>
HAYAL GÖZLÜM

 

  

ceydawrote:
src="http://content31.bigoo.ws/content/glitter/dividers/dividers_94.gif" width=450 border=0>
HAYAL GÖZLÜM

 

  

Picture of Anonymous
Hava wrote:
CHAT ORTAMINI SAGLAYAN ISLAMI SITELERI NEDEN KINAMA IHTIYACI DUYDUM?

Chat bugün gençler arasında ve hatta ortayaşlılar arasında hızla yayılan bir veba virüsü. Bilmem basını takip ediyor musunuz ? Sık sık chatle gelen ilişkilerden, chatle gelen cinayetlerden ve aldatmalardan söz eder. Çoğunuzun belki bundan haberi bile yok...

Birgün büyük gazetelerin birinde muhafazakarlara hitaben, güncel hayatlarında yapmaktan kaçındıkları ve bilinçaltına ittikleri kız-erkek ilişkisini net ortamıyla bulduklarını ve orada flörtleştiklerini yazıyordu.. Bu haberi verirken de laik basın kıs kıs gülüyordu....

Bütün bu gerçekler ortadayken chatteki olumsuzlukları görmemek için bir insanın kör olması lazım.


Bazılarının savunma mekanizması anında devreye giriyor "Efendim, bizim oradaki amacımız bilgilenmek, bilgilendirmek veya islamın güzelliklerini diğer insanlarla paylaşmak ..." O insanlar bunu yaparken bir gerçeği unutuyorlar..

Şunu bilelim: Yarın Rabbimizin huzuruna cıktığımızda bizlere: "Ey kulum, neden net alemine girmedin, neden ordaki insanları uyarmadın?" diye bir soru sormayacak. Bizlere diyecek ki: " Neden kendini, eşini, çocuklarını, kardeşlerini, en yakın akrabanı, arkadaşını, komşunu ve cevrendeki insanları uyarmadın? Neden iyilliği emredip kötülükten sankındırmadın?" diye sorarsa ne cevap vereceğiz?..

Şimdi sizlere soruyorum: Bütün bunlar dururken zamanın büyük bir bölümünü net ortamında gerçirmek akıllı bir insanın işi midir ?

Şu ana kadar yaptığımız chat bizlere ne kazandırdı? Bizleri Allah'a daha cok mu yakınlaştırdı; yoksa uzaklaştırdı?. Bu sorulara doğru cevap verdiğimiz zaman yaptığımız yanlışın ne kadar büyük olduğunu görürüz ...

Chatte anlatılan islamın insan üzerinde bıraktığı etkiyle bire bir anlatılan islamın bıraktığı etki arasında dağlar kadar fark var. Chatte islamı anlatan kişinin gerçek yaşantısında islamı ne kadar uyguladığı ayrı bir konu... Demek ki, chatte anlatılan islam insanlar üzerinde pek etkili değil.

Chat yapan erkeklere soruyorum: Bir erkeğin haftanın belirli saatlarinde kızkardeşinizle saatlerce konuşmasnı ister misiniz? Ya aylarca...

Kimse kimseyi kandırmasın ve kimse ben kendime güveniyorum da demesin. Bir bayanla bir erkeğin arkadaşlığından sadece sevgi doğar..

Bir hadis-i şerifte Allah resulu: "Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse yanında namaheremi olmayan bir bayanla bir arada bulunmasın; tek başına kalmasın . Şayet böyle olursa ücüncüleri şeytandır" diyor.. İslam bu kıstası koymuş..

Bu bilinmesine rağmen chat ortamını açanları şiddetle KINIYORUM... Bu ortamı acanları da Allah'a havale ediyorum.

Bugün nette kul hakkına giriliyor; insanların duygularıyla, hisleriyle oynanıyor; insanlara küfrediliyor... En mühimi de yalan sözler... İnsan üzerindeki psikolojik etkisinden ayrıca söz etmeye gerek yok.

Günlük hayatında dini yaşamayan insanlar chat ortamında ahkam kesiyor.


Birileri gelip size dese ki :"Sizin evinizde, iş yerinizde kızlarla erkekler hergün toplanıyor ve saatlerce konuşup orda duygusal ilişki kuruyorlar." Tepkiniz ne olur?...

Tepkiniz madem ki yüksek olur; öyleyse neden bunu kendi evinizde kendi iş yerinizde değil de islam catısı altında yapıyorsunuz.

Gidin istediğiniz yerde istediğiniz gibi konuşun ama islam catısı altında değil...


Şunu da bilelim, bugünki ortamda yapılan chat dinen caiz değil... Ama nefsimize hoş geldiği için devam etmekte ısrarlıyız..

Son sözüm bu ortamı sağlayanlara:
YAPTIĞINIZ BU YANLIŞTAN VAZGEÇİN... DAHA İYİ HİZMET VERMEK İSTİYORSANIZ CHAT ORTAMINI SAĞLAMAKTAN VAZGEÇİP WEB SİTELERİNİZİN İÇERİĞİNİ ZENGİNLEŞTİRİN.

RABBİM CÜMLEMİZİ BU KÖTÜ ORTAMDAN KURTARSIN.
BİZLERDEN HİDAYETİNİ, RAHMETİNİ VE MAĞRİFETİNİ EKSİK ETMESİN.... AMİN...
Aug. 13
ahmed akwrote:




Sabah iş yerine gelirken dinlediğim radyoda bir hikâye anlatılıyordu. Aslının olup olmadığını kesin bilemediğimiz fakat düşündürdükleri itibariyle, dinleyen hemen herkesin alâkasını çekebilecek hikâye şöyleydi: “Celâdet ve adaletin timsâli Yavuz Sultan Selim (rahmetullahi aleyh), Mısır Seferi’nden sonra fethettiği beldede adâlet ve otoriteyi tesis için, bir süre kalmak ister.

 

Bunun için hazırlıklar yapılır ve padişahın otağ-ı hümâyunu kurulur. Sultanın çadırını temizlemekle vazifeli kadınlardan biri, akşamları çadıra dönen Yavuz’u o gün ilk defa yakından görür ve o andan sonra onun sevgisiyle yanmaya başlar. Zamanla bu sevgi, bir sevdâ olur Mısırlı kadının yüreğinde. O, düştüğü derdin çaresizliğini bilir; fakat bununla birlikte çâre aramaktan geri durmaz.

Bir cuma günü Koca Yavuz çadırdan çıktıktan sonra bir tanıdığına yazdırdığı kâğıdı, sultanın yastığının yanına iliştiriverir. Kâğıtta; ‘Derdi olan neylesin?’ yazmaktadır. Sultan, gece istirahatına çekildiğinde yastığının yanında bulduğu kâğıtta yazılı bu ümitsiz cümleye, bir karşılık yazıp yastığının altına bırakır. Kadıncağız sabah, ‘Acaba sultan cevap yazdı mı?’ heyecanıyla -belki de biraz ümitle- yastığın altına bakar ve kâğıdının arkasına bir şeyler yazılmış olduğunu görür.

 

 Sırdaşına okuttuğu bu notta, ‘Derdi olan söylesin!’ yazmaktadır. Kadıncağız en azından derdini anlatabileceği düşüncesiyle biraz da olsa sevinir, ümitlenir bu cümleyle. Fakat padişahın celâdeti onu korkutmaktadır. ‘Şîrlerin pençe-i kahrında lerzân olduğu’ Koca Yavuz’a böyle bir şey söylemek kolay mıdır?!.. Bu defa kadın, ‘Korkuyorsa neylesin?’ yazılı bir kâğıt bırakır sultanın yastığının altına ve ertesi günü sabırsızlıkla bekler.

 

 Ertesi sabah yine yastığın altına heyecanla bakar; sultanın kaleminden çıkan, ‘Hiç korkmasın, söylesin!’ yazısını görünce kadının ümidi biraz daha artmıştır. Hiç olmazsa kendini yakıp kavuran derdini söyleyecek, kabul görmese de, derdinden bir nebze olsun kurtulacaktır. Kadıncağız bütün cesaretini toplayıp akşam sultanın gelme vaktinde çadırın girişinde bekler.

 

 Birazdan Koca Yavuz, bütün haşmetiyle görünür; hâlinden, duruşundan kadının kendisine bir şeyler söylemek istediğini fark eder: ‘Söyle!’ der kadına. Edeble el-pençe duran kadın titremeye başlar ve dizlerinin bağı çözülür. Padişah gür sesiyle ikinci defa ‘Söyle!’ deyince, kadın, heyecanından sadece; ‘Efendim!’ der ve gerisini getiremez; Koca Sultan’ın celâdetinden duyduğu heyecanla yere yığılır ve ruhunu oracıkta Rabb’ine teslim eder. Herkesi bir telâş ve heyecan sarsa da, gözler Koca Yavuz’dadır. Meseleyi günlerdir hisseden Yavuz’un bu tablo karşısında yüreği yanar, gözleri dolar ve şöyle der: ‘Hakîkî âşık odur ki, sevdiği uğruna kalbi dursun!”



Radyodan dinlediğim bu hikâyedeki ‘hakîkî âşık’ sözü beni başka bir mecrâya yöneltmişti. Kıssalarda fasıl değil, asıldır önemli olan. Ve bu hikâye de hikâye olsun diye değil, aslı anlatmak için okunmuştu. Beni yoktan var eden ve nimetleriyle perverde eden Kâinatın Sultanı’na karşı ne kadar lâkayd bir ömür sürmekteydim. Beni insan olma, idrâk ve iman etme şerefine erdiren, her varlıkta merhameti güneş gibi ayân olan Vedûd, Rahmân ve Kerîm olan Zât’a karşı içimde (hikâyedeki kadının mecâzî aşkındaki derinlik kadar bile) ciddi bir muhabbet ve saygı hâsıl olmamıştı doğrusu. ‘İlâhî aşk’ benim gibiler için zaten çok uzak bir mevzuydu; fakat âlemi rahmetiyle kuşatan mûhit bir Kudret’in varlığını hissedip O’na inandığım hâlde, yine de ömrümün gafletle geçmesiydi bana ızdırap veren.

Yok mudur kuzum sende meçhule karşı bir saygı,
Dipsiz göklerden ürperiş, ötelerden bir kaygı!”
Necip Fazıl


diyen şairin anlattığı bu milyarlarca ışık yılı ötesi mesafelerde, milyarlarca yıldız kümesini evirip çeviren ve kullarına şah damarından da yakın olan Mevlâ’ya, O’nun sonsuz merhametine karşı ne kadar lâkayd bir hayatın içindeydim. Yıllar önce çalıştığım okulun müdürü Fazlı Bey’in bir vesileyle okuduğu ibretlik mısralar geldi aklıma. Bir ârif zât, biraz hava almak için dolaşırken, yolda ihtiyar bir zâta rast gelir. Selâm verdikten sonra merhametle baktığı yaşlı adama irticalen şu dörtlüğü okur:

“Merhaba baba, dayı!
Bıyığı kabadayı
Bunca yıl yaş yaşadın
Ne doldurdun kab’a dayı?”
 
 

Kab’a ne doldurmuştum? Ömür sermayesi tükenmeye doğru yol alırken, hâlâ “Yazda yiyim, kışta giyim derdine sarf olunup buldu ömür intihâ.” çizgisinin dışına çıkamamıştım. İnsan olmak gerçekten ne zormuş! Bir an hüzünlü gurbette yaşayan merhamet insanının: “Sizi harekete geçirmeyen imanın, sizi sırattan geçirmesine imkân yoktur...” cümlesi yankılandı beynimde. Bizi Sultanlar Sultanı’na ulaştıracak, gecelerimizi aydınlatacak namaz için, gafletten uyanmak için, kab’a bir şeyler doldurmak için; aşk, şevk ve dert lâzımdı.“Aşk ağlatır, dert söyletir.” demiş atalarımız. Aşk ve dert yoksa neye ağlayacak, neyi söyleyeceğiz?!.. Dertlerimiz; daha iyi hayat şartları, benliğin susmayan feryatları ve maîşet olunca, kasrına Rahmân’ın nüzul eylediği secde gecelerine, gözyaşı gecelerine de uzak kalıyorduk.

Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.”

Necip Fâzıl


mısralarının müşahhaslaştırdığı bir hayatın temsilcisi olmaktan çok üzülüyorum. Zaman göz açıp-kapama çabukluğunda hızla geçerken, ben ‘insan’ olmanın gerektirdiği birçok şeyi yerine getirmeden yalan dünyada oyalanıp durmaktayım. Dilimde, Niyazi-i Mısrî’nin “Bir ticaret yapamadım, nakd-i ömür oldu hebâ.” ve Sultan Üçüncü Murad’ın “Uyan ey gözlerim gafletten uyan.” mısraları olduğu hâlde, neden sözüyle özü bir olanlardan değilim?!..

Bu düşünceler içinde iş yerine ulaştığımda yine Yavuz Sultan Selim (ra) geldi aklıma. Bu hikâyeyle ona olan muhabbet ve hürmetim biraz daha artmıştı. Yavuz’un kıssası, hayatın gâyesini hatırlatıyordu bana sürekli. Elim masada duran ‘Çile’ye gayr-i ihtiyari uzandı; rastgele açtım, sayfa yirmi dörtteki mısraları okudum:

“Her şey, her şey şu tek müjdede
Yoktur ölüm, Allah diyene!
Canım kurban, başı secdede,
İki büklüm, Allah (cc) diyene!”
Necip Fâzıl

 

 

Tahir TANER


selam ve dua ile kardeşim

Aug. 11
ahmed akwrote:



Ummetiniz...Bak dostlugunda dostlugu bulduk......

Dostlugu buldugumuz sende kapilarimizi sonuna kadar actik...
SELAM VE DUA İLE KARDEŞİM
July 28
KıLıçBeY_wrote:

 

 

Selamünaleyküm  

y1pEHhGcdoPjwRqEE0c31_yPIYU5XJQHZSe8RJmnynrl1vvfdzVQzDXUAWiGyE_y55JkaES9JjbzOw  y1p49AF7-hQyQSntjNkNVtnZcSwq3CqxCEXgkwrrEwH6-UeuoIDVE3LuXx5rD1QDNEGcx5BoR1w8rk

  ayıraç 2

724477q91a05862f204os  724477q91a05862f

 

1313Allah11313Allah1  1313Allah1

 

CUMANIZ

070102flower2divmdblk0111ep

MUBAREK

070102flower2divmdblk0111ep

OLSUN 

logoson17op0um

  724477q91a05862f724477q91a05862f724477q91a05862f724477q91a05862f

  siyahpatya_cuma

724477q91a05862fneslinursema3909e240a07fg9  724477q91a05862f

 x1pc_jqddVOWRmylZMSjY-KRZYN8RhRWx48ldAUzQ1u6Ypo0zjvp6QRk9tfIAm8eykevsU8MJFOmE0Sbao0s-9UEmm1xRGapk8DIUQ6FKonJ0oWjoUc_PD8lw6eBb7oP8dVuC40OD4Kuks

KıLıçBeY 

 

~~~~ Selam ve Dua ile ~~~~ 

July 18

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket    Image Hosted by ImageShack.usPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket

 

Image Hosted by MyeHost.deALLAH yolunda öldürülmüş olanlara ‘ölüler’ demeyiniz. Hayır onlar diridirler, fakat siz bilmezsiniz(bakara 153. ayet)   

  Al kanımla dalgalansın bayrağım

  Bin can verem,vatan kalsın toprağım

  Vatan sağ oldukça bil ki ben sağım

  Ahmet şehit,Ali şehit,ben şehit.

          

 

Polisime askerime kurşun sıkanlar
Terör olup kundaktaki cana kıyanlar
Devletime bayrağıma öfke kusanlar
Görülecek hesabımız var sizlerle
Sabır taşı çatlasa bile
 
YA TAM SUSTURACAĞIZ YADA KAN KUSTURACAĞIZ!!!


Ne Mutlu Türküm Diyene!!

July 17
July 11

 

   

Bir Zincir De Sen Vur

 

bir zincir de sen vur zindan hayatıma ne çıkar
yeter ki senden gelsin elemle acı
belki de bu acıdır gönlümün ilacı

gam keder uykularımı böler
dilime dolanmış bir türkü hep seni söyler
yak bi sigara daha böyle gelmiş böyle gider

kafam dumanlı soğuk ve sisli
ve bir ah için sana sitemli
bari son tekmeyi sen at
bir zincir de sen vur zindan hayatıma ne çıkar

bir düğüm de sen at şu boynuma ne çıkar
kevgir çoktan dolanmış boynumuza
ha yaşamak ha ölüm analamını yitirdi gülüm
bari son kez narengi bir bakış at da
dinsin şu amansız acım
ya da bırak son bulsun şu benim alın yazım.

 

 

 

Image and video hosting by TinyPic


  Image and video hosting by TinyPic

 

Image and video hosting by TinyPic

 

  Image and video hosting by TinyPic

İYİ GECELER

TATLI RÜYALAR

ARKADAŞIM

 

July 2
Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic
iyi günler canım arkadaşım.
June 25